• Dolar döviz kuru 5.3266
  • Euro döviz kuru 6.0563
  • 20.12.2018

GİZLİ AJANDA SİYASET VE ÜLKÜCÜLER

Biliyorsunuz birincisinin, yani başkanlık sisteminin kapısını Sayın Devlet Bahçeli açtı. 
İkincisinin, yani iki partili sistemin kapısını da yine biz açıyoruz. 
Umarın, eyaletlerin federasyonun kapısını da bize açtırmazlar.

Çünkü eyaletlerin kilidini açacak tek hareket milliyetçilerdir. Milliyetçilerin karşı çıktığı bir konuyu kimse gerçekleştiremez; ama milliyetçilerin kabullendiği bir şeyi de hiç kimse engelleyemez. 
Yeter ki ilk tepki, ilk dalga, ilk direnç yıkılsın. Sonraki mırıldanmaların hiçbir önemi yoktur çünkü. Ülkücüler üzerinde yapılan hesapların sebebi bu. 

Göreceksiniz pek çok şey denenecek. Hem de akla hayale gelmeyecek her şey. 
Tabi ki yine en büyük rolü beka oynayacak. Çünkü beka artık, sistemin yeni altın anahtarı. 

Önümüzdeki günlerde sık sık Terörün belinin kırılıp tamamen yok edilebilmesi için, bölgesel kararların gerekliliğinden, bölgeye şamil kanunların mecburiyetinden bahsedilecek. 
Hatta bunun için sık sık operasyonlar yapılacak, bölge için anlı şanlı milliyetçilerin isimleri anılacak. Yani bölünmüyoruz, aksine daha da güçleniyoruz denecek.
Yani korkarım bu vebal, bu yük, bu sorumluluk da ülkücülerin sırtında kalacak.

Ama ülkücüler bunları konuşmayacaklar tabi. Onların derdi çoktan başlarını aşmış olacak. 
Onlar AKP ve CHP nin, yanında konumlandırıldıkları ikinci, üçüncü rollerle, Türk milliyetçisi olarak ülkeyi yönetmenin değil, AKP ve CHP nin peşinde kendi varlık ve yokluk savaşına düşecekler.

Diyeceksiniz ki ülkücüleri niye bu kadar fasulyeden nimet sayıyorsun. Ortada koskoca devlet var. ne isterse onu yapar. Ülkücüler üzerinde niye bu kadar dursun ki?
Cevabı gayet basit, mevcut partiler içinde bir birine ideoloji bağı ile bağlı, devlet yönetme, hatta Turan kurma, hatta aleme nizam verme gibi, ister ciddiye alın, ister almayın, bir çok fikri imlek imlek ören, bu uğurda binlerce şehit ve gazi veren, dar ağaçlarında sallanıp yoluna devam eden, ihtilallere rağmen yok olmayan, hala bir umut, hala bir tehlike arz eden tek hareket ülkücülerdir de ondan.

Ülkücülerle cebelleşilmez. Ülkücüler ikna edilir ve ülkücüleri ikna etmenin bir sürü yolu vardır.
Cebelleşirsen kendileri kazanmasa da seni de kazandırmazlar çünkü. 
Usul usul damardan gireceksin onlara.

İşi daha fazla karmaşıklaştırmayayım sistemi ve devleti yönetenler iyi tanıyor ülkücüleri.
Adına ister şövalyelik deyin, ister fedailik, ister emir komuta zinciri deyin, ister kutsal kölelik, ister deliler, ister veliler, ister kara budunun kara çerileri fark etmiyor. Ülkücüleri ikna etmenin yolu çoktur. Bu konuda en küçüğünden en büyüğüne bütün reisler mahirdir. Bu özellik İyi mi kötü mü bilemem ama vebalin ağırlığına şüphem yok. 

Kabul etmemiz lazım ki aklın ermediği ilginç bir hareketiz. Bir de özellikle karıştırılınca işin içinden çıkmak kolay değil. Aydın bir hareketi, entelektüel bir hareketi, bu milletin teminatı önemli bir hareketi, bir birinden ilginç o kadar akıl almaz bağlarla bağlamış, o kadar akıl almaz bir şekilde birbirine karıştırmışız ki işin içinden çıkana aşk olsun.

Geçmişe şöyle bir gidecek olursanız. Bu günlerin geleceğini önceden söylemiştik. Yapmayın demiştik, anlı şanlı Koskoca bir partiyiz. Başkanlık sisteminde iki partinin haricinde başka partilere yer olmaz demiştik. Ama kimseye dinletemedik. Maalesef En büyük taşı, en çok taşı kendi ülküdaşlarımız attı. 

İdam ipini önce boynumuza taktık, şimdi tabureye tekme vuruyoruz. Bunu da bir maharetmiş gibi büyük bir havayla yapıyoruz. 

Farkında değil misiniz? Akıllarınca ustaca planlı olarak kurtları ehlileştiriyor. Soygun, vurgun, talan ve düzen karşıtı ülkücüleri düzen batağına çekiyorlar. Yıllardır yok edemedikleri ülkücüleri orada boğacaklar. kendi misyonlarından uzaklaştırıp düzene entegre etmeye çalışıyorlar. Ama unutmayın ehlileştirilen kurttan geriye bir şey kalmaz. Kalsa kalsa köpek ve çakal kalır, onunda bu millete bir faydası olmaz. 

Yeni sistemde ittifak yolu niye açıldı diye uzun uzun düşünmeye gerek yok. Çünkü ittifaklar bir geçiş dönemi. Şimdilik yamalı bir bohça gibi olsa da yarın sistem ve şartların zorlamasıyla yeterli ve gereken şekle dönüşecektir. 
Küçük partiler ülküleri ne kadar büyük olursa olsun ideallerinden vaz geçip büyük bir partinin şemsiyesi altına girmek mecburiyetinde kalacaktır. Gücü oranında pay istemesinin sistem açısından hiç bir sakıncası yoktur. Bundan sonra gerisini nasıl olsa siyaset cambazları ustaca tamamlayacaktır. 

Artık yeni sistemde milliyetçi Türkiye’nin de, Turanın da bir hükmü kalmadı. Dikkat ederseniz Diyanet işleri başkanında da, feslide de, andımızda da kimse takmadı. TC de de ortağım ne der sonra diye kendimiz meydana çıkamadık. Bundan sonra hep böyle olacak. Ortaklık bozulmasın diye taviz tavizi kovalayacak. Yani anlayacağınız sistem gereği göğsümüzü gere gere kendi fikirlerimizi savunmanın artık devri bitti. 

Artık AKP MHP karışımı, artık İslamcı milliyetçi karışımı, artık düzenci ülkücü karışımı bir yol izleyeceğiz. Neyi alkışlayıp neyi alkışlamayacağımızı, ne ye karşı olup, neye karşı olmayacağımızı fikirlerimiz değil ortaklığın getirdiği şartlar belirleyecek. 

Mesela, milliyetçilikle taban tabana zıt olsa da millet özellikle bölünecek. Tıpkı sağla sol gibi, tıpkı dindarla laiklik gibi. Cumhur ve millet, şer ve zillet, ihanet ve beka gibi, yeni yeni kutuplaşmalar bir bıçak gibi saplanacak milletin sırtına.

Peki! Böyle bir durumda ülkücüler ne olacak? Aslında bu saatten sonra sistem için, ülkücülerin ne olacağının, nerede durduğunun, nerede duracağının, ne düşündüğünün ve ne düşüneceğinin hiç bir önemi yok. 
İster şer cephesi, ister beka cephesi fark etmiyor. Sistem için önemli olan onun, ülkücülerin bu iki cepheden birinde olup olmaması, yani asıl misyonlarından uzaklaştırılarak oltaya gelip gelmemeleriydi.

Zira işin birinci ayağı başarıyla geçilse de ikinci ayakta sorunlar çıkabilirdi. 
Çünkü karşılarında tavanı önemsiz olsa da, tabanı mayası güçlü bir hareket vardı. Çünkü ülkücülük Particilik ve siyasetten çok düzen karşıtı köklü bir hareketti.
Öncelikle ne yapılıp yapılıp bu engel aşılmalı, bu maya yok edilmeliydi. Aksi takdirde sisteme sorun çıkarabilirdi. Bütün bu senaryolar bunun için yazıldı.

Bilinçli olarak toplum gerildi gevşetildi gerildi gevşetildi.
Amaç, kasıt ve art niyetin beka sosuyla şüpheden tamamen temizlenmesiydi temizlendi. 
Artık bekanın ülkücülük misyonundaki tanım ve tahlili yerine, milletin oynana oynana yalamaya dönen acil kodlu fason dürtüsü devreye konulabilirdi konuldu. 
Bu saatten sonra hiçbir ülkücü şer ve zillet, beka ve ihanet varken tarihi misyonunun peşine düşemezdi. Öyle ya ülke uçuruma giderken milliyetçilerin kendi partisinden, milliyetçi Türkiye’den, Turandan bahsetmesi olmazdı. Artık kimin tarafından niye konulduğu pek bilinmese de önüne konulan yeni öncelikler vardı.

Milli ülkü ve ideallerin, asıl bayraktarının eliyle işlevsizleştirilmesi oyunu bir kez daha sahneye kondu. Bin kez sahnelense bin kez başarı elde edileceğine şüphem olmayan bu oyunun bilinen bir ilacı yok biliyorsunuz. Aslında varda denklemi çok karışık. Reçetenin yazılmasından kullanılmasına kadar her şey hassas dengelerde o kadar güçlü yan etkiler barındırıyor ki, iyileştireyim derken öldürmeniz işten bile değil. Küresel mikropların maymuncuk jokeri olması da bundan dolayı zaten.
Kanser gibi tedavisiz bu illete dikkat çekmekten bıktık. Bu işin tek ilacı bu işi bu noktaya getirmemek.

İlgilenenler için söyleyelim şüphesiz partisiz ve amblemsiz de milliyetçilik yapılabilir. Ama bunun yolu cumhur ve millet ittifakı değildir. Zillet ya da şer diyerek milletin yarısını çöpe atmak, sosyolojik ve felsefi temelli şeyleri, siyaset batağında yok etmek, milliyetçilerin diyalektiğinde yoktur. 

Bakın görün aynı oyun iyi partide de ustaca oynanacak. Nasıl olsa kazanamazsınız denilerek bütün illerde CHP nin desteklenmesi istenecek. İl ve ilçelerde milliyetçiler MHP de olduğu gibi İYİ partide de yardımcılık ve encümenlik gibi ikincil rollere ikna edilecektir.

Bunu kabul ettikleri an partinin tasfiyesi başlamış olacak hedef küçülerek enerji azalacak, onun yerini yeni aidiyet ve bağlantılar alacak, kendi içinde birçok haklı neden, hızla değişme ve dönüşmelerini mecburi hale getirecektir.

Yani nereden bakarsanız bakın her cephede ülkücülerin yarım asırlık emek ve kimliklerinin talanı söz konusu.

Ey siyasiler artık duyun sesimizi, biz düzenin oyuncağı değil tarihi ve köklü bir ülkünün neferleriyiz.
Kurulmuş bir tiyatroda oynamak. Başkasının yancısı olmak istemiyoruz.
Biz şer ve beka batağında değil, akıl ve demokrasi yolunda yürümek istiyoruz.
Biz, Türk siyasetinde ki yerimizi AKP ve CHP peşinde değil, ülkücü ve Türk milliyetçisi kimliğimizle, kendi ülkü ve ideallerimizle devam ettirmek istiyoruz. Yarım asır verdiğim mücadeleyle buna hakkımız olduğunu düşünüyoruz.

Askeri ihtilallere direndik, sistemin oyunlarına da direnebiliriz. Kimse heveslenmesin, kolumuz kanadız kırılmış, can evinden vurulmuş olabiliriz, ama hala hayattayız. Üç beş siyasi cambazla var olmadık, üç beş siyasi cambazla da yok olmayacağız. 

Çünkü biz bu noktaya AKP gibi küresel güçlerin oyunlarıyla bir günde değil, yarım asırlık kavgayla, binlerce şehidin kanı, milyonlarca ülkücünün dişi tırnağıyla geldik. 

Her ağaç kendi meyvesini verir. Ne cumhur ne de millet ittifakı bizim ağacımız değildir. 
Bu reçete millete huzur ve güven ülkeye istikrar ve beka getirmez. 
Bütün Türkiye aklını yitirmiş olabilir. Ama ülkücüler yitirmemek iki partili sisteme sonuna kadar direnmek zorundadır. 
Çağdaş sosyoloji de, Türk milliyetçiliği de, Türkiye gerçekleri de bunu gerektiriyor. Büyük bir ülkünün sahibi olan ülkücüler bozuk hiç bir düzenin ortağı olamaz çünkü.

Rahmetli Başbuğ boşuna, her yerde kendi parti ve bayrağıyla, kendi adaylarıyla seçime girmedi. 

Bu günlerde sık sık gözümün önüne kaybedeceğimizi bile bile bir tek oy da alsak, büyük bir aşk ve idealle kendi partimizin peşinde koştuğumuz günler geliyor.
Bizi bu günlere getiren inanç ve ruh nasılda talan ediliyor. İnsanın içi sızlıyor. 

Şunu hiçbir kimse unutmasın! Kendisi ve fikrine güvenmeyen, ülküsü ve duruşu olmayan, hiçbir partinin kendisine de, millete ve devlete vereceği de hiç bir şey yoktur. 
Onca iktidar, onca pasta, onca kaymağa rağmen Deve dişi gibi partilerin patır patır yok olduğunu ne çabuk unuttunuz. 

Türk milliyetçilerini asıl hedeflerinden saptırmaya, ülkeyi uçurumun kenarına getiren düzene payanda etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Neymiş de al takke ver külahla üç beş belediye kazanacakmışız. Ruhumuzu kaybettikten sonra topunu alsak ne yazar. 

Unutmayın! Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletiyle yetişmiş bütün ülkücüler çok iyi bilir ki,
yancılık ve tavizle koltuk kapılabilir; ama ülküsüz ve ruhsuz, asla ülke yönetilemez. 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.