• Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru
  • 11.10.2018
Hasan  Gömleksiz

Hasan Gömleksiz

ÜLKÜCÜ HAREKET KAPİTALİZM VE İSYAN

‘’Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini’’
Atatürk ve Kuvayı milliye var olduğunu söyledi ve sözünü tuttu. Bizde var olduğunu söyledik, ama ne yazık ki sözümüzü tutamadık. Komünizme karşı aslanlar gibi savaştık, ama Kapitalizm karşısında çil yavrusu gibi dağıldık, maalesef gerçek bu.

Bize tarihin en büyük aşkı ülkücülük ve ülkü ocaklarını sevdiren ağabeylerimiz daha tarih olmadı. 
78 kuşağı olarak biz de, bizden sonraki kuşaklar da, ondan sonrakiler de, ondan sonrakiler de hepimiz hayattayız. Ama ne yazık ki yedi düvele nam salmış o ruh, o ülkücülük artık yok ortada.

Peki! Neden?
Nasıl olurda hiçbir kalesi, hiçbir fikri yıkılmayan bir hareket bu kadar büyük bir bozgun ve kaosla karşı karşıya kalır?

Üzerine tek bir kelime edilmeyen, bizi bizden alıp bambaşka bir şey yapan kapitalizm ve onun vurguncu düzeninden bahsetmenin ve ona dikkat çekmenin artık zamanı gelmedi mi sizce?

Evet! Komünizm ve sosyalizm bir iflas psikolojisi yaşayabilir. Bunun birçok gerekçesi var çünkü. Kapitalizm karşısında aldığı ağır yenilgiler, birçok ülkede denenerek yaşanılan hayal kırıklığı, gelişen dünyaya ayak uyduramaması ve birçok sebep komünizmin ve kadrolarının yok oluşuna bir gerekçe olabilir, bu anlaşılabilir. Kolay değil, kolları kanatları Kabe’leri yıkıldı çünkü.

Peki! Ya biz? 
Bu bozgun ve yenilgiyi neyle izah edeceğiz?
Biz de çöken bir Sovyet, biz de çöken bir dünya görüşü yok ki.

Atatürk’ten, Ziya Gökalp’e, Gaspıralı’dan Alparslan Türkeş ‘e, hangi liderimiz
Turan dan, milliyetçi Türkiye’ye, dilde fikirde işte birlikten, Dokuz Işığa
Kızıl Elmadan, esir Türklere hürriyete, hangi fikrimiz yıkıldı ki?

Haberimiz olmadan, komünizm gibi ulus devletler de yok oldu da, bizim mi haberimiz olmadı yoksa?

Peki! O zaman bu bozgun ve yıkımın sebebi ne?

Hiçbir kalesi, hiçbir fikri, hiçbir lideri yıkılmamış bir hareket nasıl oldu da bu hale düştü?
Ne oldu da yedi düvele meydan okuyan o meşhur ideal ve şuurdan bu kadar uzaklaştı?

Ulus devletten, millet şuurundan, milliyetçi Türkiye den, Turandan, Kızıl Elmadan, dilde fikirde işte birlikten, Dokuz Işıktan, Ahlakçılıktan, Şahsiyetçilikten, İlimcilikten, Toplumculuktan, işçiden köylüden, halkından, nasıl oldu da anlamsız ve tarifsiz bir gafletle bu kadar çok uzaklaştı.

Her şeyin bittiğini, artık devrin mücadele etmek değil, sadece kendini kurtarmak devri olduğunu bize ne zaman, kim! Empoze etti?
Bunlar edilirken bizim aydınlarımız, bizim kurumsal yetkililerimiz nerede ne yapıyordu acaba?

Peki! Devir onların dediği gibi kendimizi kurtarma devriyse kurtulduk mu? Ortada kendini kurtaran kaç milliyetçi, kaç ülkücü var Allah aşkına.

Ruhumuzun güç ve kuvvetimizin adım adım yok edildiğini, bütün bunların bilinçli bir aklın projesi olduğunu ne zaman anlayacağız.

Kuşaklar arası bağ, eğitim, öğretim, ahlak, ilke ve ideallerimiz nasıl böyle tel tel döküldü.

Yılmaz, bölünmez, kopmaz, parçalanmaz denilen ülküdaşlık bir anda, bir günde, bu kadar kolay, bu kadar basit, çatır çatır nasıl çöktü? Komünizme karşı binlerce şehit veren hareket, vurguncu düzene karşı tek yumruk atmadan nasıl böyle teslim oldu?

Biz gerçekten bu muyduk? Kapitalizmin vahşi gaddarlığı için mi düştük yoksa topraklara?
Hangi cephede, hangi savaşı kaybettik söyleyin? Ne zaman yenildik de, bu kadar ağır bir fatura ödüyoruz.

Binlerce ana kuzumuzu, binlerce yiğidimizi kara toprağa, ülkücüler sürünsün, kapitalizm ve düzenin adamları keyif çatsın diye mi verdik?
Komünizm düşmandı tehlikeydi de, kapitalizm dost muydu yoksa?

Neden kimse artık dünyanın en büyük belası kapitalizmden, vurguncu düzenden bahsetmiyor hiç? 
Komünizm binlerce ülküdaşımızın canını aldı eyvallah da, ya kapitalizm? O hiçbir şey yapmadı mı bize?

Nelerimizi elimizden aldığını ve daha nelerimizi alacağını düşünen kaç kişi var acaba?
Milyonlarca ülkücünün ruhunu yok ettiğini, komünizmden kat kat daha büyük bir belayla karşı karşıya olduğumuzu ne zaman anlayacağız acaba.

Bir on sene daha tedbir almayalım o zaman göreceğiz Hanya’yı Konya’yı. Çocuklarımız karşımıza çıkıp Ne diyorsun baba! Sen hangi devirde yaşıyorsun? Dedikleri gün kafamız dank edecek ama iş işten çoktan geçmiş olacak.

Gördüğünüz gibi fikrimiz zikrimiz her şeyimiz kapı gibi hayatta, ama ruh olmadan hiçbir şey olmuyor. Artık anlayın hiçbir kapitalist sistemde, hiçbir kimse kendisinden başka bir şey için, bu millette olsa fedakarlık yapmak istemiyor. Demek ki temeli çökertilirse bir milliyetçiliğin tavanda ne yapılırsa yapılsın hava civadır.

Acaba bunca yıl milliyetçiliği biz neremizle dinledik? Neremizle öğrendik? Yoksa gerçekten gerçek bir Türk milliyetçisi değil de, birilerinin iddia ettikleri gibi burjuvazinin kandırılmış askerleri miydik? 
Milliyetçilik sadece küresel güçlerin istediği şekilde komünizmle mücadeleyle mi sınırlıydı?

Dikkat ediyor musunuz? Bu kadar basit soruları bile sorup cevaplarını tartışmıyoruz. Kurgulanmış bir kaosta sürekli enerjimizi tüketiyoruz. 
Türk milliyetçilerinin asli konulara girmesini kimse istemiyor çünkü.

Kimse işçi fabrikaya ortaktan, işten, alın terinden, fırsat eşitliğinden, özelleştirme adı altında milli servetlerin talanından, israftan, yoksulluktan, ahlaktan, tarımdan, milli eğitimden, ekonomiden bahsetmiyor. Kimse işçiden köylüden esnaftan memurdan emekliden öğrenciden bahsetmiyor.

Varsa yoksa beka. Ülkücüleri bekanın ne demek olduğunu anlamayacak kadar cahil sanıyorlar. İstiyorlar ki sadece bu fasit dairede dönsün dursun, başka hiçbir şey düşünmesin. Biz bu fasit dairede birbirimizi yerken onlar talanlarına devam edecekler çünkü.

Türk milliyetçiliğinin en büyük kavgası kapitalizm ve vurguncu düzenledir arkadaşlar!
Soğuk savaş bitince biten milliyetçilik milliyetçilik değildir.

Düzene yenilecek, düzenle değişecek, düzene ruhunu satacak kadar zayıftık da anadan babadan yardan geçerek er meydanında niye döne döne dövüştük?
En liberal ülkelerde bile devri geçmeyen milliyetçiliğin Türkiye’de devrinin geçtiği masalını kim neden, niçin ve niye uydurdu acaba?

Çocuklarımıza iyi bir vatan bırakmak zorundayız. Komünizm nasıl Avrupa’da Kapitalizmi revizyona mecbur ettiyse biz de burada mecbur edebilir, hatta onun tahtına, pekala milliyetçi toplumcu bir düzen oturta biliriz.

Meydan ardına kadar vahşi Kapitalizme kalırsa hepimiz tek tek kaybedeceğiz. Bizle birlikte millette çok şey kaybedecektir. Milli burjuvazisi olmayan devşirme ve iş birlikçilerin at oynattığı bir ülkede yaşıyoruz. Karşı çıkmazsak bunun sonu müstemleke demektir.

Tıpkı Osmanlıda ki Türkler gibiyiz.
Hep savaşıyor, hep ölüyor, hep acı çekiyor, ama hep kaybediyoruz.
Diğerleri de hep kazanıyor nedense.

Peki! Niye? Bütün sebepleri masaya yatırmak ve bu badireden bir an önce çıkmak o kadar zor mu?
Sistem, zihniyet, oligarşi, sığ siyaset, kör biat, algı, cehalet… Adam gibi ne zaman yatacak masaya? 
Bir birini yiyen cahiller çıkmazından, çağın ilerisini hedefleyen milliyetçiler düzeyine ne zaman çıkacağız?

Hep eski nesilleri kaybedip yeni gelenlerle yeni kadrolar kurmak, toplayıp toplayıp tekrar dağıtmak ve bunu kısır bir döngü gibi sürekli tekrarlamak, gaflet ve ihanetinden artık vaz geçmeliyiz.

Bu, bu harekete her seferinde yutturulan her yutturulduğunda da sonuç alınan meşhur bir oyun çünkü. Bunu anlamayan bir hareketin dünyayı anlaması mümkün mü?

Ülkücülerin bütün kuşaklarıyla birleşip kuvvetlenmelerini, kendilerine alternatif olmalarını istemiyorlar. Bozkurtların bir günde yetişmediklerini çok iyi biliyorlar çünkü.

Her seferinde göğ ekin gibi biçilen, güç ve kuvvetini kaybetmiş ülkücülük, istediği kadar Turan dan, istediği kadar Milliyetçi Türkiye’den bahsetsin bir anlam ifade etmiyor.

Bu millet, dini imanı para olan üç beş din tüccarına,
Bu millet, Allah’sız kitapsız vicdansız üç beş kapitaliste
Bu millet, soyu sopu belirsiz üç beş soysuz işbirlikçiye peşkeş çekilemeyecek kadar büyük bir millettir.

Bu millet Gaspıralı’nın Ziya Gökalp’in, Türkeş’in ülküsüne inandı bize de inanacaktır.
Bu millet Atatürk’ün ardına düştü bizim de düşecektir. Yeter ki küresel güçlerin bin bir süslü lafla unutturdukları o milli ruh ve heyecanı yeniden hayata geçirebilsin.

Küreselleşme gelecek dediler, geldi, gördük. Siyasal İslam gelecek dediler, geldi, gördük. Bıktık artık sağın ihanetlerinden. Böyle giderse ulus sonrası da gelecek onu da göreceğiz. Artık aklımızı başımıza almak ve kemikleri sızlayan şehitleri bu ızdıraptan kurtarmak zorundayız.

Tarım bitmiş olabilir; ama milliyetçilerin tarım görüşü bitmez.
Milli Eğitim bitmiş olabilir; ama milliyetçilerin Milli eğitim görüşleri bitmez.
Liyakat, ahlak ve cesaret bitebilir; ama milliyetçilerin liyakat, ahlak ve cesaretleri bitmez.
Siyasetin direniş ve ülküsü bitebilir, ama milliyetçilerin direniş ve ülküsü bitmez. 
Dünyada her şey bitebilir, ama milliyetçilerin azim ve kararlığı bitmez. 
Yeter ki milliyetçiliğin hakkını versin milliyetçi.

Unutmayın! Tarih ibret alınmazsa yaşanılan acılar kadar, örnek alınarak başarılan destanlarla da doludur.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.