10898,70%-0,43
42,49% 0,16
49,31% 0,05
5762,83% 1,55
9287,46% 0,49
‘Küresel Kırılma Döneminde
Türkiye’ temasıyla gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan TÜRKONFED Yönetim Kurulu
Başkanı Süleyman Sönmez, “Düşük katma değer, düşük gelir ve düşük verimlilik’ şeklinde
bir kısır döngüye sıkışmış durumdayız. Sanayide biz üretiyoruz, kâr başkasının hanesine
yazılıyor. Agresif bir yüksek teknoloji atılımını ve ara malı üretiminde bir millileşme hamlesini
başlatmamız gerekiyor” dedi.
Çatısı altında 31 federasyon ve ulusal-uluslararası 340 üye dernek üzerinden 100 bini aşkın şirket
yer alan Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), 26. İş Dünyası Zirvesi’ni ‘Küresel
Kırılma Döneminde Türkiye’ temasıyla düzenledi. Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası
Federasyonu’nun (BAKSİFED) ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilen zirveye Antalya Valisi
Hulusi Şahin başta olmak üzere kamu temsilcileri ile Türkiye’nin dört bir yanından 500’ün üzerinde iş
insanı ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Süleyman Sönmez: “Kişi başına 20 bin dolar bizi müreffeh bir ülke yapmaz”
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, zirvenin açılışında yaptığı
konuşmada, küresel kırılma döneminde Türk ekonomisinin yapısal sorunlarına dikkat çekti.
Türkiye’nin, Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü’nün (IMD) açıkladığı Dünya Rekabetçilik
Endeksi 2025 listesinde bir önceki yıla göre 13 sıra gerileyerek 69 ülke arasında 66’ncı sırada yer
aldığını söyleyen Sönmez, “‘Düşük katma değer, düşük gelir ve düşük verimlilik’ şeklinde bir kısır
döngüye sıkışmış durumdayız. İstanbul’un geliri, Van-Bitlis-Muş’un gelirinin dört katı; üretim ve
finansal ağırlığı ikinci sıradaki Ankara’dan bile iki kat fazla. Bu devasa farklar ne ekonomik ne de
toplumsal olarak sürdürülebilir. Öte yandan büyük şirketlerimizin verimlilik oranı AB ortalamasının
yarısı kadar; bu oran KOBİ’lerde beşte bir seviyesine düşüyor. Böyle bir ortamda OVP’de 2028 için
öngörülen kişi başına 20 bin dolar hedefine ulaşsak da yapısal sorunlarımızı çözmeden müreffeh bir
ülke olamayız” dedi.
“Yüksek teknoloji atılımı ve ara malı üretiminde millileşme hamlesi başlatmalıyız”
Dış ticaret açığının aslında bir teknoloji açığı olduğunu dile getiren Sönmez, “Bugün bazı
sektörlerde tökezlesek de otomotiv, beyaz eşya ve savunma sanayisinde bölgemizin lideriyiz ve milli
gelirimizin dörtte birini sanayiden elde ediyoruz. Ancak fiyat rekabeti içinde olduğumuz Çin’de
yüksek teknolojili ürün ihracatının payı %30’a dayanmışken bu oran bizde %3-4 seviyesinde kalıyor.
Sanayide biz üretiyoruz, kâr başkasının hanesine yazılıyor. Biz sanayi ham maddesi satıyoruz,
ihracat pazarlarımızdaki iş ortaklarımız bunun üzerine inovasyonu, tasarımı ve markalaşmayı
ekleyerek kendi milli gelirlerine bizimkinin katbekat fazlasını kazandırıyor. Ar-Ge harcamalarımızı
%1,5’tan, %3,5 seviyesine taşıyarak agresif bir yüksek teknoloji atılımını ve ara malı üretiminde bir
millileşme hamlesini başlatmamız gerekiyor” diye konuştu. Sönmez bu konudaki çözüm önerilerini
ise “İhracatı belli sektörlerdeki sayılı şirketin başarısı olmaktan çıkarıp Anadolu sathında bir
kalkınma yolculuğuna dönüştürmeliyiz. Tüm şirketlerin ortak kullanabileceği Ar-Ge ve inovasyon
merkezlerini hem bizzat kurmalı hem de kurulmasını talep etmeliyiz. Birbirimizden öğrenme ve
‘rekaberlik’ kültürünü geliştirebilmeliyiz. Türk diasporası aracılığıyla Silikon Vadisi, Berlin, Singapur,
Dubai gibi teknoloji merkezleriyle daha güçlü bağlar kurmalıyız” sözleriyle sıraladı.
“Önce hukuka, sonra birbirimize güveneceğiz”
Ekonomiye duyulan güvende temkinli ama dengeli bir iyileşme olduğunun altını çizen Sönmez
sözlerini şöyle tamamladı; “2026 yılına girerken olmamız gereken noktanın halen çok uzağındayız.
Bu nedenle yeni yılda nominal büyüme devam etse de reel anlamda bir denge yılı geçireceğimizi
öngörüyoruz. Bununla birlikte 2026’nın sonlarına doğru da finansal istikrar alanında nesnel bir
iyileşmenin ilk belirtilerini hissetmeye başlayacağımızı düşünüyoruz. Finansal istikrarı, bölgesel
kalkınmayla üretimi ise yeşil ve dijital dönüşümle birleştirebilirsek içinden geçtiğimiz yeniden
yapılanma dönemine yön veren ülkeler arasında yerimizi alabiliriz. Ancak bu başarı hikâyesinin en
önemli unsurları; yargı bağımsızlığı, kurumlara güven ve demokrasiye duyulan inançtır. Güven ve
şeffaflık olmadan ekonomik büyüme de gelecek inşası da olamaz. Eğer büyümede kalıcılığı
istiyorsak önce hukuka, sonra birbirimize güveneceğiz.”
Orhan Turan: “Dünyadaki değişimi doğru okursak bu süreçten kazançlı çıkarız”
Bildiğimiz dünyanın büyük bir hızla değiştiğini, birbiriyle bağlantılı çok sayıda değişimin aynı anda
yaşandığını ifade eden TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, “Değişimleri çok yakından
takip etmemiz gerekiyor. Son bir ayda yaptığım yurt dışı temaslarda, bu durumun önemini çok
yakından gözlemledim. Yaptığımız ziyaretlerden şunu söyleyebilirim; bir yandan kısa vadedeki
şoklarla mücadele ederken diğer yandan da küresel sistemin uzun vadede nereye doğru evrildiğini
gözden kaçırmamak gerekiyor. Jeopolitik dengelerin, küresel ekonomik sistemin, teknolojinin, iklimin
ve hatta toplumların hızla değiştiği, belirsizliğin ve riskin çok yüksek olduğu, buna karşılık,
zamanında değişimin gerektirdiği uyumu yapanlar için büyük fırsatların da olduğu bir dönemden
geçiyoruz. Kısa vadede karşı karşıya olduğumuz zorlukları iyi yönetirken uzun vadeli
hedeflerimizden de vazgeçmemeliyiz. Uzun bir süredir kabul ettiğimiz iş modellerinin kökten
değişmesine, kendimizi, şirketlerimizi, şehirlerimizi ve ülkemizi hazırlamalıyız. Dünyadaki değişimi
doğru okur ve önlemlerimizi zamanında alırsak bu süreçten kazançlı çıkarız” açıklamasında
bulundu.
Zirvede konuk konuşmacı olarak yer alan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras
şunları söyledi; “TÜSİAD olarak ihracatımıza katkı sağlayacağını düşündüğümüz ve Türkiye’de
önemli bir veri açığını dolduran bir çalışmaya imza attık. TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü
Endeksi’ni oluşturduk. Bu endeks zaman içinde maliyet bazlı rekabet dinamiklerimizin rakip ülkeler
karşısında nasıl değiştiğini ortaya koyuyor. Küresel bazda rekabet koşullarını özellikle veri bazlı ve
sağlıklı teşhis etmemiz gerekiyor ki çözüm üretebilelim. Rekabet gücünü arttırmak için el birliği ile
çalışmalıyız. Daha sağlam ve daha rekabetçi bir ekonomi yaratmanın temeli doğru eğitimden
geçiyor. Bugün finansmandan sonraki en büyük şikâyetlerden biri nitelikli insan kaynağı bulamamak
ve elde tutamamak olarak ortaya çıkıyor. Ülke olarak nitelikli eğitime yatırım yapmalıyız. Özellikle,
potansiyellerinden yeterince yararlanamadığımız gençleri ve kadınları çalışma hayatına dahil
etmeliyiz. Verimliliğe dayalı rekabetçi mal ve hizmet ihraç eden bir ekonomi yaratmak; teknoloji ve
inovasyona dayalı üretime ağırlık vermek zorundayız. Şirketler olarak da verimliliğimizi ve
dolayısıyla rekabet gücümüzü arttırıcı adımlar atmalıyız. Makro tedbirler ve şirket bazında atılan
adımlarla birlikte daha rekabetçi, verimli ve ihracata dayalı büyüme gerçekleştiren bir ekonomi
yaratabiliriz.”
Mustafa Cengiz: “Risk almaktan kaçınan kaybeder”
26. İş Dünyası Zirvesi’ne ev sahipliği yapan BAKSİFED’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa
Cengiz, Türkiye’deki birçok şirketin ‘kriz geçsin, ondan sonra yatırım yaparız’ anlayışında olduğuna
işaret ederek, “Beş yıl önceki iş modelleriyle devam eden, dijital dönüşümü bir maliyet unsuru olarak
gören, inovasyondan korkan, risk almaktan kaçınan şirketler, yalnızca pazar kaybetmekle
kalmayacak, büyük ihtimalle tamamen yok olacak. Dünyada hiçbir şirket, hiçbir ülke, bu dönüşümün
bitmesini beklemiyor. Tam tersine kriz gerçekliğinin içinde yeni ekonomiyi kuruyorlar. Kaldı ki biz de
büyük bir potansiyele sahibiz. Türkiye; Avrupa’nın teknoloji üretim üssü, Orta Doğu’nun finans
merkezi, Avrasya’nın lojistik sinir sistemi, Akdeniz’in yeşil enerji lideri olabilir. Bunun için gerekli
insan kaynağı, coğrafi avantaj, girişimcilik ruhu ve üretim kapasitesi bu ülkede var. Eksik olan şey
uzun vadeli strateji, şeffaflık, öngörülebilirlik ve cesur adımlardır. İş dünyası olarak bu eksikleri
kapatmak zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz” şeklinde konuştu.
Koton, Migros ve Vodafone Türkiye’nin üst yönetimi panelde buluştu
Program kapsamında, zirve ile aynı isimde bir panel düzenlendi. TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı
Can Selçuki’nin moderatörlüğündeki panelde, Koton CEO’su Dr. Bülent Sabuncu, Migros İcra Kurulu
Başkanı Ömer Özgür Tort ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu
konuşmacı olarak yer aldı. Zirvenin, ‘TÜRKONFED Ticaret Köprüsü 2.0’ bölümünde ise yapay zekâ
destekli B2B görüşmeler yapıldı. TÜRKONFED’in yerelden uluslararası arenaya uzanan
çalışmalarının paylaşıldığı zirvede, konfederasyonu bağlı komisyonlar da 2025 yılı çalışmaları ve
yeni dönem hedefleri hakkında bilgi verdi.