Bugün 6 Ocak.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in 5 Temmuz’da gözaltına alınıp 6 Temmuz’da tutuklanmasının üzerinden tam altı ay geçti.
Altı ay…
Bir takvim yaprağı değil artık bu; demokrasi hanesine yazılan ağır bir bilanço.
Ortada hâlâ kamuoyunu ikna eden bir iddianame yok.
Netleşmiş, somut ve herkesin anlayacağı bir suç tablosu yok.
Ama halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanı altı aydır cezaevinde.
Üstelik bu altı ay, sıradan bir tutukluluk süresi de değil.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere ve avukatlarının açıklamalarına göre; Muhittin Böcek ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor ve günde 21 ayrı ilaç kullanmak zorunda.
Yani mesele artık yalnızca hukuk değil; insani bir boyut da çoktan devreye girmiş durumda.
Bu ülkede bazı dosyalar vardır; sabaha karşı hazırlanır, akşama hükme bağlanır.
Bazıları ise bilinçli bir sessizliğe terk edilir.
Böcek dosyası, altı aydır bu sessizliğin içinde bekletiliyor.
Sormak gerekiyor:
5 Temmuz’da gözaltı, 6 Temmuz’da tutuklama için gösterilen refleks,
neden yargılama sürecinde ortadan kayboldu?
Sağlık raporları, tedavi gereklilikleri ve insani koşullar neden görmezden geliniyor?
Altı ay boyunca süren bu belirsizlik, hukuki bir zorunluluk mu, yoksa siyasi bir tercih mi?
Antalya gibi Türkiye’nin vitrin kentlerinden birinde, seçilmiş bir başkanın hem hukuki muğlaklık hem de sağlık riskleri altında tutulması, yalnızca bir kişiye değil, seçmenin iradesine yönelmiş ağır bir gölgedir. Hukuk devleti algısı, işte tam da burada aşınıyor.
CHP’li belediyelere yönelik süreçlerde artık benzer bir tabloyu ezbere biliyoruz:
Önce güçlü bir algı,
sonra uzun bir sessizlik,
ardından “alışılsın” diye uzatılan tutukluluk halleri.
Oysa tutukluluk istisnadır.
Cezaya dönüşemez.
Hele ki sağlık sorunlarıyla mücadele eden bir isim söz konusuyken, bu durum vicdanları da sınayan bir tabloya dönüşür.
Altı ay geçti.
Sorular çoğaldı, cevaplar azaldı.
Antalya hâlâ aynı soruyu soruyor:
Bu tutukluluk neyin hazırlığı, kime verilmiş bir mesaj?
Velhasıl kelam….
Adalet geciktikçe yalnızca bir kişi değil,
bir şehir, bir irade ve bu ülkenin hukuk iddiası tedirgin oluyor.
